Uykunun Kökeni

İnsanlar ve hayvanlar için vazgeçilmez bir dürtü olan ‘’Ölümün Kardeşi’’ uykuya neden yenik düşüyoruz? Uykunun işlevi adına birçok teori var fakat bakış açımız tüm kafamızdaki soruları belki de tersine çevirebilir. Çünkü bilmediğimiz bir şey daha var ‘‘Uyanık kalmak için mi uyuyoruz, yoksa uyuyabilmek için mi uyanık kalıyoruz?’’.

Biraz evrim teorisiyle konuya giriş yapmak gerekirse, canlılar oluşumlarından 2 milyar yıl sonra sulardan karalara çıktılar. Deniz ısısı, gece ve gündüz arasında çok fazla değişkenlik göstermiyordu fakat kara ısısı çok büyük farklılıklar gösterdi. Evrimleşme sürecinde en önemli faktör hayatta kalma şartıdır. Bu nedenle uyku, kara yaşamında ortaya çıktı ve hayatta kalma şartı oldu. Devamında bu sürüngen davranışı kalıtsal olarak devam etti. Karaya çıkmayı başaran canlı, güneş ışığı altında hareketlenmiş avlanmış, ortak kaderini yaşamış av olmuş ve gece soğuğunda ise uyuyarak av olma tehlikesini bertaraf etmiştir.

Bu süreçte insan, geceleri uyuyacak (pasif olacak) ve gündüzleri hareketlenecek (aktif olacak) şekilde evirilmiştir. Böylelikle bedenini dinlendirmiş, enerjisini korumuş ve dış saldırılardan korunmuştur. Bence uykuyla tanışan insan uyurken gördüğü rüyalardan etkilenmiş, bu durumdan korkmuş ve rüyalarını başka şeylerle ilişkilendirmiştir. İlkel buluşlarına esin kaynağı olmuş hatta büyü ve falcılıkla ilişkilendirilip farklı inanışlar oluşturmasına temel hazırlamıştır. Rüyalar uykuyu  bağımlılık haline getirmesinde büyük rol oynamış, zaman ve mekan bağından kopmak onun hoşuna gitmiş uyumayı alışkanlık haline getirmiştir. 21. yüzyılda halen daha rüyalara yorumlar yapılmakta bu bana göre kahve falından daha güvenilir bir kaynak olmayı geçmemektedir.

Hatta bir çoğumuz şunu yaşamıştır: ”Rüyada yüksek bir yerden düştüğünde aniden uyanma”  Bu olayı bilim insanları insanın adaptasyon süreciyle açıklıyorlar. Atalarımız ağaçlardan yaklaşık 5.5 milyon yıl önce indiler fakat ondan öncesinde 42 milyon yıl ağaçlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüler. Durum böyle olunca ağaçtan düşme tam bir tehlike durumu oluşturuyordu ve beyin sürekli tetikte bekliyordu. Sürekli kontrol durumu zaten fazlasıyla enerji harcayan beyin için verimli bir şey değildi. Bu yüzde evrimsel süreçte, beyinin kritik anlarda ,örneğin rüzgarlı günler veya ufak sarsıntılar, uyanmayı sağlama özelliği bu şekilde evrimleşmiş olduğu düşünülmektedir.

Uykunun Kökeni

Tabi ki uykunun açıklaması burada kalmamıştır. Düşünen bir hayvan olan insan yaşadığı her şeyi ve kendini bilim ile açıklamaya çalışmış, ölçmüş tartmış biçmiş ve 1900’lerin ikinci yarısında Uyku Bilim’ini doğurmuştur. Çok kurcalamayı sevdiğimiz için olanca hızıyla araştırmalar yapılmış; bu bağlamda yeni şeyler öğrenildikçe ne kadar çok şey bilmediğimiz ortaya çıkmış ve ilerleyen zamanda Uyku Tıbbı ortaya çıkmıştır.

Kaynakça

Dr. Hakan Kaynak. (1998).Uyku Uykusuzluk mu? Aşırı Uyumak mı?. İstanbul: Mega Basım

Dr. Derya Karadeniz. (2013). 100 Soruda Uyku ve Bozuklukları. Ankara: ANKA-HA Yayınları

Rüyada Düşmek. Alındığı Yer: http://ceyhuntopcuoglu.com/uyku-sirasi-veya-on-uyku-sirasinda-dusme-hissi-hypnic-jerk.html

Bir cevap yazın